BİR KUL OLARAK İMAM HÜSEYİN!

Ebu Abdullah Hüseyin (a.s), hayatının her anında ve her duruşunda Rabbiyle bağını sürdürüyordu. Yüce Yaratıcı ile bağını her fırsatta güçlendiriyordu. Allah’a ibadet uğruna fedakârlığının dozunu her gün biraz daha artırıyordu. Allah’ın zatında yok olmuştu, O’nun rızası uğruna nefsini unutmuştu. İbadeti, yüce Allah’a olan derin tevhit bilincinin bir sonucuydu.

 

Arefe günü yaptığı duaya göz atılacak olursa, bu marifetin derinliği ve yüce Allah ile alakasının ne kadar güçlü olduğu açıkça görülecektir. Bu muhteşem duadan bir pasajı aşağıya alıyoruz:

Varlığını sana borçlu olan bir şey, senin varlığının kanıtı olarak kullanılabilir mi? Senden başkası için, senin olmayan bir zuhur var mı ki, o senin zuhur etmeni sağlasın? Sen ne zaman kayboldun ki, seni gösterecek bir delile ihtiyaç duyulsun? Ne zaman uzak oldun ki, izlerden hareketle sana ulaşılmaya çalışılsın? Senin kendisini gözetlediğini görmeyen göz kör olmuştur. Senin kendisini gözetlediğini görmeyen göz kör olmuştur. Senin kendisi gözetlediğini görmeyen göz kör olmuştur. Senin kendisi için sevginden bir pay ayırmadığın kulun alışverişi hüsrana uğramıştır…

 

İlahi! İşte zelilliğim, senin önünde ortadadır. İşte durumum, sana gizli değildir. Senden sana kavuşmayı istiyorum. Seninle, seni kanıtlıyorum. O halde, nurunla beni kendine ilet. Samimi kullukla önünde durmamı sağla…

 

Dostlarının kalplerini sen marifet nurlarıyla aydınlattın da seni tanıdılar, birliğini ikrar ettiler. Sevenlerin kalplerinden yabancıları sen söküp attın da, senden başkasını sevmez, senden başkasına sığınmaz oldular. Âlemler onları dehşete düşürürken, sen onların munisi oldun…

 

Seni yitiren ne bulmuş ki? Seni bulan, ne yitirmiş ki?

 

Seni bırakıp başkasına sarılan, kaybetmiştir. Senden yüz çevirip yoldan çıkan, büyük bir hüsrana uğramıştır.

 

Ey sevdiklerine, yakınlığının halâvetini tattırıp da bunun zevkinden kendini yitirmelerini sağlayan! Ey dostlarına, heybetinin giysilerini giydirip de onları huzurunda bağışlanma dilemeye sevk eden!…1

 

Allah’a karşı duyduğu korku, O’nun murakabesini hissedişinin şiddeti yüzüne vurmuştu. Öyle ki biri ona: “Rabbinden ne çok korkuyorsun?” dediğinde o, şu cevabı vermişti:

 

Dünyada Allah’tan korkanlardan başkası, kıyamet günü azaptan emin olamaz. 2

İbadetinden Örnekler

Peygamber (s.a.a) evinin ehli (Ehl-i Beyt) için ibadet, varlık ve hayatın kendisidir. Yüce Allah’a yakarmaktan lezzet alırlardı. Allah’a kullukları gece-gündüz, gizli- açık kesintisizdi. Bu temiz evin direklerinden biri olan İmam Hüseyin (a.s), kesin inanca sahip bir arif ve her anını ibadetle geçiren bir alim olarak Allah’ın huzurunda ibadete dururdu. Abdest aldığı zaman rengi değişir, vücudunun eklemleri titrerdi.

 

Bunun sebebi sorulduğunda şöyle demişti:

Ulu Allah’ın huzurunda duran birinin renginin sararması ve vücudunun eklemlerinin titremesi haktır.3

En zor zamanlarda, en ağır koşullar altında dahi namazı eda etmeye büyük özen gösterirdi. Muharremin onuncu gününde (Aşura gününde) çatışmanın doruğa çıktığı, savaşın en kızgın anında öğle namazına durdu. O sırada sapıklık ordusu etrafını sarmış, her taraftan ok atıyorlardı.

 

Hac aylarında Allah’a karşı zelilliğinin ifadesi olarak yola çıkar, O’nun mübarek evine koşardı. Büyük bir huşu ve tevazu içinde hac ibadetlerini yerine getirirdi. Yürüyerek yirmi beş kere hacca gitmişti.4

 

Şia muhaddislerinin çeşitli tabakaları arasında, İmam Hüseyin’in (a.s) hac mevsiminde, Arafat’ta, dağın sol eteğin-de, insanlar etrafını sarmış halde, huşu ve tevazu içinde ettiği dua ve Rabbine uzun uzun yakarışı meşhurdur.

 

Çokça iyilik eder, sadaka verirdi. Rivayet edilir ki, ona miras olarak bir arazi ve bazı eşyalar kalır. O, teslim almadan önce bunların tümünü sadaka olarak dağıtırdı. Gece karanlığında yanına yiyecek alır, Medineli yoksullara dağıtırdı. Tek gayesi, Allah’ın ecrine ve yakınlığına nail olmaktı.5

1-el- Muntahabu’l-Hasani Li’l-Ed’iye ve’z-Ziyaret, s.924-925

2-Biharu’l-Envar,44/190

3-Camiu’l-Ahyar, s.76.Yine bk.İhkaku’l-Hak,11/422

4-Yenabiu’l-Mevedde,s.41;Maktelu’l-Hüseyn,Harezmi,2/17

5-Hayatu’l-İmami’l-Hüseyin(a.s),1/135

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>